31 08 2012

ORTADOĞU DENKLEMİNDE SURİYE VE İRAN

  Ortadoğu ile ilgili çok sayıda yazı yazdım. Özellikle Arap Baharının başlangıcında Ortadoğu’daki ülkelerle ilgili bir çok öngörüm vardı.Bu öngörülerin bir çoğu gerçekleşmiş durumda. Yalnız Suriye hakkında azda olsa yanıldım. Fakat yanılmamın sebebi Orta doğu denkleminde şimdiye kadar kendisini mazlum halkların savunucusu, Filistin davasının en büyük hamisi olarak lanse eden İran hakkında oldu. İran ,Arap baharının başında meydana gelen Mısır ve Tunus olaylarını İran devriminin devamı olarak göstermeye çalıştı ve buradan bir rant çıkarmaya çalıştı.Fakat İran’ın gerçek yüzünü net olarak Suriye de gördük. Suriye de iş Esad rejime dokununca  bütün savunduğu değerleri altüst edercesine Suriye’deki rejime sıkı sıkıya sarıldı. Gerekçesi nedir peki? Suriye’deki rejimi savunma nedeni Arapça adı ile ‘mukaveme ve mumanea’ hattını yani sözde   ‘direniş ve savunma ‘hattını kaybetme korkusu. Bu hat İran ve Suriye rejimleri tarafından sözde Arap ve İslam dünyasını Siyonist rejiminden koruyan blok olarak yıllarca hep pazarlanıyordu. İşin ilginç tarafı yaklaşık 40 yıl süren Baasçı Esad rejiminden bu hat üzerinden İsrail’e bir kurşun bile sıkılmamıştır. Esat 40 yıl boyunca danışıklı dövüş halinde hem Arap dünyasını hem de İslam dünyasını kandırmayı başarmıştır. Yıllarca  Esad rejiminin İsraile en ufak bir zararı dokunmamıştır.Tehditleri  hep slogandan öteye gitmemiştir.Gerçek yüzü ise ancak Suriye’deki halk hareketi ile ortaya çıkmıştır. ‘mukaveme ve mumanea’ sloganlarının da hikâye olduğu ortaya çıkmıştır. Peki İran mazlum Müslüman halklarının hamisimidir.Tabiî ki hayır... Devamı

21 03 2012

SURİYEDE HER YER KERBELA HER GÜN AŞURE

  “Her yer Kerbela, her gün aşura…” Ali Şeriatı’nın slogan olmuş sözüdür.Bu söz günümüzde İslam coğrafyası için mücessem olmuş bir sözdür.Bu söz bize tarihin acı sayfalarını, yaşanmış elim olayları hatırlatır.Ben Müslümanlar için bitmeyen ve her zaman hatırlandıkça kanayan o elim olaylardan  bahsetmeyeceğim. Bahsedeceğim Kerbela edebiyatı yapıp zamanın yezitlerini koruyan ve sözüm ona Hz Hüseyin ve Ehli Beytin başına gelen elim olayları dilerinden düşürmeyen ve şimdi ise masum Müslüman insanları katledenlere ses çıkarmayan ve destek veren insanlardan bahsedeceğim. Daha dün Hama katliamının 30. Yıldönümünde zamanın yezidi Suriye’nin bütün şehirlerinde yeni kerbelalara imza attı. Dün akşam yalnız Humus şehrinde çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 350 tane Müslüman sivil halkı katletti. Kerbelayı en çok sahiplenenler bu katliama sesiz ve tepkisiz. Artık Suriye’nin her günü aşure her tarafı Kerbela olmuş durumda. Her gün yüze yakın insan rejim tarafından öldürülmektedir. Suriye’de Baas rejiminin devrilememesinin sebebi dünyadaki güç odaklarının çıkar çatışmalarıdır. İranın Şii hilalini kaybetme korkusu ile Esat’a verdiği destek,Rusya ve Çinin Orta doğudaki menfaatlerini kaybetmemek için Esat’a koşulsuz verdikleri destek ve  Batılı devletlerin İsrail için Esat’tan sonra daha güvenli bir yönetim için muhalifleri tavize zorlamaya çalışmalarıdır. Arap Baharının başlangıcında İran dini lideri Ali Hamaney Arap devletlerinde başlayan hareketlerin İran devriminin devamı olduğunu iddia etmiş ve sahiplenmişti. Fakat olayların diğer bazı İran müttefiki ülkelere yayıl... Devamı

21 03 2012

DİNDAR İNSANLARIMIZIN DÜNYEVİLEŞMESİ

  Yıllarca dindar insanlar hep mücadele içinde oldular.Bu mücadele başta kendi inançlarını yaşamalarına engel olan şeytan ve nefisleri ile mücadele oldu. Rıza-ı İlahiyi kazanmak için çalıştılar.Bu fikriyat Üstad Bediüzzaman Hazretleri  yirmi birinci lema da : “Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.”Sözlerini hayata geçiren bir mücadele oldu. Evet Üstad Hazretlerinin sözlerini tasdik eden bir çok hizmetlerde bulundular. Hakkın hatırını halkın hatırından üstün tutular. Allah-u Teala de  bundan dolayı yüzlerini kara çıkarmadı. İhlaslı yaptıkları bu hizmetler çok güzel meyveler verdi.İnançlı nesiller yetişti.Fakat alan genişledikçe yaşam tarzlarında ülfet peyda etmeye başladı. Bu genişleme ile birlikte artık mücadele ettikleri alanlar genişledi. Artık nefis ve şeytanın yerini başka tehlikeler almaya başladı. Bazı Müslümanlar bu tehlikeleri  fark etmeden yaşamaya başladılar. Daha önce kabul etmedikleri yanlışları sırf birilerine hoş  görünmek  ve o birilerini saflarına çekmek bahanesi ile kabul etmeye başladılar. Taviz üstüne taviz vermeye başladılar.Bununla da yetinmediler. Ebu Müslim Horasanin deyimiyle “Onlar zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşma... Devamı

21 03 2012

GENÇLERDE ALLAH KORKUSU VE AHİRETE İMAN

  Dindar nesil tartışmalarının süregeldiği bir ortamda sanki dindar bir nesil yetiştirmenin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu kanıtlayacak birçok haber ve görüntüye rastlıyoruz. Adeta gençliğin acınacak halleri bize gösterilmeye çalışılıyor.   İnternette gezinirken bir eğitimci olarak beni şok eden bir videoya rastladım. Bu video görüntüsü İstanbul’da bir lisede çekilmiş. Sınıfta Öğretmenin olduğu bir sırada çekilmiş.Görüntülerde kız ve erkek öğrenciler kendinden geçmiş bir şekilde bira içip şarkı söylüyorlar.İşin acı tarafı Öğretmen sınıfta masasında oturmuş bir şeylerle uğraşıyor.Sanki sınıfta hiçbir şey yokmuş gibi umursamaz bir tavır içinde.Bu görüntüleri izlerken bu gençlerin ne kadar boş bir şekilde yaşadıklarını ve toplumun geleceği olarak gördüğümüz bir gençliğin ne kadar acınacak hallerde olduğuna bir kez daha düşündüm.Ancak başka bir duruma daha şaşırdım.Masum bir şekilde İbadetlerini yapan gençleri büyük bir suç işlemiş gibi gösteren sözüm ona dürüst! Habercilerin bu öğrencileri neden haberlerinde özel haber olarak yayınlamadıklarına şaşırdım.   Yakın bir zamanda yine lise öğrencisi 3 genç kız feci bir şekilde hayata veda etti. Birincisi ilimizde Ceylanpınar ilçesinde sözde erkek arkadaşı tarafından kendisine hakaret ettiği için öldürülen bir genç kız.Düşüne biliyor musunuz ?Basit bir nedenden dolayı genç kızın boğazını keserek katledecek kadar canileşmiş bir ruh hali.   Diğer olay da Osmaniye de sevgisine karşılık bulamayan bir genç kendisine ilgi duymayan kızların üzerine canice rastgele ateş açıyor ve ömrünü... Devamı

21 03 2012

ÇANAKKALE SAVAŞINDA MİLLİ VE MANEVİ ŞUUR

  Toplumlar da insanlar gibidir.İnsanlar, ruhları ile nasıl canlı ise toplumlar da Milli ve manevi şuur ile canlı ve güçlü kalabilir.Milli şuurdan yoksun olan toplumlar sömürge olmaya ve tarihten silinmeye mahkumdur.Milli ve manevi şuurun önemi ile ilgili yakın tarihte yaşanmış bir anekdotu aktarmak istiyorum.       Bir dönem Cumhurbaşkanı Turgut Özal milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan Japonların Batı’ya meydan okuyan ilerleyişi karşısında , 1980 li yıllarda Japon eğitim sistemine ilgi duyar.       Bu sebeple inceleme ve araştırma yapmak üzere bir Japon Pedagog (Eğitim Bilimci) heyetini Türkiye’ ye davet eder. Alanında uzman olan bu heyet ülkemizin çok değişik yerlerinde araştırmalar yapar, görüşme ve temaslarda bulunur. Sonra da bütün bu faaliyetlerin sonuçlarını takdim etmek üzere, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler ile birlikte Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkarlar.           Eğitim alanında uzman olan heyetin kararı kısa ve kesindir.           Derler ki: “Sizin gençlerinizde milli ve manevi şuur eksik” Bu karar, Başbakanlıkta bulunan Türk yetkililer üzerinde bomba tesiri meydana getirir ve büyük bir şok yaşatır. Biraz şaşkınlık biraz da hayret içinde: “Nasıl yani…?” diyerek şu soru sorulur:…   “Peki siz Japonlar, gençlerinize milli ve manevi şuur verme adına ne yaparsınız? Hangi programı, nasıl uygularsınız?” Bunun üzerine Japonlar ilginç, ilginç olduğu kadar da bizim açımızdan acı ve düşündürücü olan şu cevabı verirler: “Biz, sizden aldığımız “AMİN ALAYI” ( Osmanlılard... Devamı